• BIST 107.401
  • Altın 173,640
  • Dolar 4,1031
  • Euro 4,9999
  • İstanbul 20 °C
  • Ankara 13 °C

Radyoterapi alan kişilerin radyasyon yayma riski yok

Radyoterapi alan kişilerin radyasyon yayma riski yok
Kanser tedavisinde önemli bir yere sahip olan radyoterapi sürecinde vücutta radyasyon birikmediğinden, hastanın ışın yaymadığı belirtildi.

Türk Radyasyon Onkolojisi Derneği (TROD) Başkanı Prof. Dr. Esra Kaytan Sağlam, yaptığı açıklamada, kanser tedavisinde başarılı sonuçlar alınmasında medikal onkoloji, radyoterapi ve doğru beslenmenin önemine işaret etti.

Tedavi sürecinde yanlış bilgilerin tedaviyi olumsuz etkileyebildiğini ifade eden Sağlam, birçok kanser türünde tedavinin önemli bir parçasının radyoterapi olduğunu söyledi.

Radyoterapi konusunda doğru bilinen yanlışlar bulunduğunu belirten Sağlam, radyoterapi alırken hastanın çevreye radyasyon yayıp yaymadığının en çok karşılaştıkları sorulardan biri olduğunu belirtti.

Sağlam, "Radyoterapi sırasında vücutta radyasyon birikmez. Bu nedenle hastalar radyoaktif değildir, yani ışın yaymaz. Nükleer tıp bölümü tarafından kullanılan PET/BT, sintigrafi gibi tetkiklerde ve radyoaktif iyot tedavilerinde, vücutta radyasyon birikir ve bunların uygulandığı kişiler ışın yayar. Ancak radyoterapide böyle bir durum söz konusu değil. Yani radyoterapi seansı alındıktan sonra kişi gönül rahatlığıyla yakınlarının yanında durabilir." diye konuştu.

Sağlam, "Radyoterapi sürecinde yıkanılmaması gerektiği"ne ilişkin söylenenleri, "bilgi kirliliği" olarak niteleyerek, şöyle devam etti:

"Bu, radyoterapi sahalarının vücut üstüne çizildiği zamanlardan kalma yanlış bir inanıştır. Rahatlıkla banyo yapılabilir. Kişinin üzerine marker denilen işaretler yapıştırıldıysa onların bulunduğu noktalara dikkat etmek ve çıkarmamak uygun olacaktır. Özellikle radyoterapi alan bölgelerin sert bir şekilde sabunlanmaması ya da keselenmemesi cildinizin tahriş edilmemesi açısından önemli. Ilık duş alınması terle beraber gelişebilecek reaksiyonları önlemede faydalı olup özellikle önerilir."

"Sıfır şeker düşüncesi hasta üzerinde stres yaratıyor"
Prof. Dr. Sağlam, kanser tanısı konulan hastaların asla şeker yememesi gerektiğine ilişkin değerlendirmeler konusuna da açıklık getirerek "Alman bilim adamı Otto Warburg'un 1931 yılında Nobel ödülü alan çalışması, kanserli hücrelerin yapısının sağlıklı hücreninkinden farklı olarak 3-5 kat daha fazla şeker kullandığını ortaya koymuştur. Buradan çıkan sonuçla 'Kanserli hücreler şeker tarafından beslenmektedir' düşüncesi hastaları sıfır şeker kullanmaya yöneltmiş ve konu aşırı stres yaratır hale gelmiştir." dedi.

En önemli enerji kaynaklarından olan şekerin, vücutta yakıldığından fazla alındığı zaman şişmanlığa ve beraberinde pek çok hastalığa neden olabildiğinin altını çizen Sağlam, "Özellikle alındıktan sonra hızla kana geçerek kan şekerini yükselten ve ani olarak insülin salgısını da arttıran şekerli gıdalar vücuda zararlıdır. Buna karşın vücudumuzdaki hücrelerin normal fonksiyonlarını sürdürebilmeleri için şekere de ihtiyaç vardır. Dengeli beslenme şeklinde şekerin de uygun kullanımı gereklidir. Önerilen yaklaşık olarak 100-150 kalori olup maksimum kadınların günde 6 tatlı kaşığı (25 gram), erkeklerin ise 9 tatlı kaşığı (37 gram) şeker tüketimini aşmamaya dikkat etmeleri önemlidir." değerlendirmesini yaptı.

Prof. Dr. Sağlam, özellikle sebze, kuru meyve ve meyvelerden alınan şekerin önerildiğine dikkati çekerek, benzer şekilde pekmez ve bal gibi doğal şekerlerin de tatlandırıcı özelliklerinin yanı sıra antioksidan yönünden de zengin olduğunu vurguladı. Bunların kalori miktarlarının yapay şekerlerle aynı oluğuna işaret eden Sağlam, bu nedenle günlük miktarın aşılmaması gerektiğini söyledi.

"Sadece zerdeçal tedavisi ile hastalıktan kurtulunmaz"

Kanser hastalarında kilo kaybının önemli sorunlardan biri olduğunun altını çizen Sağlam, günlük kalori ihtiyacının alınması gerektiğini anlattı.

Sağlam, düzenli ve doğru beslenme alışkanlığının, sağlıklı olabilmenin en önemli koşullarından biri olduğunu, tedavi sürecinde çok daha hassas olunması gerektiğini dile getirdi.

Bu süreçte çeşitli bitkilerden çare aranmasının da doğru bir seçenek olmadığını, özellikle bu dönemde her şeyin hekimle paylaşılması, onun bilgisi dışında bir şey tüketilmemesi gerektiğini vurgulayan Sağlam, en fazla üzerinde konuşulan bitkilerden birinin zerdeçal olduğunu kaydetti.

Sağlam, şu bilgileri verdi:

"Zerdeçalın (Turmeric-Curcumin) özellikle kanser gelişimini azalttığına dair yazılar olmakla birlikte, kanser tedavisinde yerini gösteren bilimsel veri yoktur. Sadece zerdeçal tedavisi ile tamamen hastalıktan kurtulan olgu bildirilmemiştir.

Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA), zerdeçal tozunun en aktif bileşeni içerisinde bulunan 'curcumin'i genel olarak güvenli olarak tanımlanmıştır. Fakat çalışmalar 'curcumin'in kemoterapi ilaçlarının ve radyoterapinin yan etkilerini azaltmada faydalı olduğunu bildirmiş olmakla beraber tedavi etkinliğini de azaltabileceği göz ardı edilmemelidir."

Bu haber toplam 83 defa okunmuştur
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2016 Akdeniz TV | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.